.

30 Mayıs 2010 Pazar



DARWINİST DEMAGOJİNİN BİR PARÇASI: YARATILIŞI İSPAT EDEN BİLİMSEL DELİLLERİ GÖRMEZDEN GELMEK

Ergi Deniz Özsoy, kendisinden ara fosil getirmesi istendiğinde, “Amerikan Tarih Müzesini getirmemiz lazım. Fosil getirmek çocuk oyuncağı mı?” diye bir çıkışta bulunmuştur. Ancak buradan hatırlatmak gerekir ki, geçen hafta aynı programa katılan ve Yaratılış gerçeğini savunan bilim adamları, stüdyoya ELLERİNDE FOSİLLERLE GELMİŞLER, Yaratılış gerçeğini ispat eden delilleri doğrudan tüm Türkiye’ye göstermişlerdir.


Özsoy, söz konusu programda, yüzlerce ara fosil olduğunu iddia etmektedir. Eğer savunuculuğunu yaptığı teori doğru ise, yüzlerce binlerce değil, milyonlarca hatta milyarlarca ara fosil olması gerekir. Yaratılış gerçeğini ispat eden 250 milyon fosilden iki kat, üç kat, hatta dört kat daha fazla ara fosil olması gerekir. Ve eğer Özsoy’un iddia ettiği evrim teorisi doğru ise, söz konusu ara fosilleri bulmak da oldukça kolay olmalıdır. Yaratılış gerçeğini savunan iki bilim adamı nasıl tam ve mükemmel fosilleri stüdyoya getirebildiyse, Özsoy’un da iddiasına göre olması gereken bu milyarlarca ara fosilden en azından birini alıp getirebilmesi gerekir. Eğer “Darwinizm’in ispatı ara fosiller var” diyorsa, bunu yapması gerekir.


Fakat bu fosilleri getirememesi elbette normaldir. ÇÜNKÜ ARA FOSİL, BİR TANE BİLE YOKTUR. İsterse Özsoy, Amerikan Tarih Müzesine gitsin, orada da ara fosil bulamayacaktır. Orada bol bol çizimden, rekonstrüksiyonlardan ve mükemmel canlılara ait birkaç fosilden başka bir şey yoktur. Darwin’in bulamadığı, Darwin’den sonraki Darwinist bilim adamlarının bulamadığı ve bulamadıklarını itiraf ettikleri hayali ara fosilleri Özsoy’un bulup getirebilmesi elbette ki mümkün değildir.


Fakat “Amerika’ya gidip getiremem” demek kolay bir yoldur. Çünkü bunu söyleyince, çevresine “imkansızı” başaramadığı izlenimi vermiş olmaktadır. Böylelikle haklı konuma gelmeyi ümit etmekte ve Darwinizm’in gerçekten ara fosilleri varmış ama ulaşamıyormuş izlenimi vermek bu yolla daha kolay olmaktadır.



İşte bu, DEMAGOJİ YAPMAKTIR. Darwinizm şimdiye kadar hep demagoji ile ayakta tutulmuştur. Peki ya gerçek bilimsel delil? İŞTE O YOKTUR.


Burada Ender Helvacıoğlu’nun benzer demagojik iddialarına da cevap vermek yerinde olacaktır. Helvacıoğlu, ısrarla, Yaratılış savunucularının delil getirmesi gerektiğinden bahsetmektedir. Adeta bir önceki programda söz alan iki bilim adamının stüdyoya getirdiği milyarlarca yıllık fosilleri görmemiş, onların anlattığı bilimsel delilleri dinlememiş gibi, sürekli aynı iddiayı gündeme getirip durmaktadır. Eğer Helvacıoğlu geçtiğimiz programı izlemediyse, o zaman kendisine tavsiyemiz, Yaratılış Atlası isimli eseri okumasıdır. Yaratılış Atlası, Yaratılışın yüzlerce deliliyle doludur. YER KATMANLARINDAN ÇIKARILMIŞ MİLYARLARCA YILLIK, HİÇ DEĞİŞMEMİŞ, HİÇ EVRİM GEÇİRMEMİŞ FOSİLLER SERGİLENMEKTEDİR. Bunlardan tam 250 MİLYON TANE VARDIR. Ve bunlar, sürekli Darwinistlerin karşısına getirilmektedir. Fakat demagojinin devam edebilmesi, çaresizliklerinin anlaşılmaması için Darwinist safında “delil getirsinler” sözü sürekli olarak tekrarlanmaktadır.



Özsoy ve Helvacıoğlu yanlış anlamış olabilir. 250 milyon fosil, Darwinistlerin ara fosilleri gibi farazi, hayali fosiller değildirler. Bu fosilleri Türk milleti bizzat incelemiş, onlara elleriyle dokunmuşlardır. Bunlar, geçtiğimiz hafta Dr. Oktar Babuna ve Dr. Cihat Gündoğdu tarafından bizzat stüdyoda yer almışlardır. Bunlar gerçek bilimsel delillerdir. Eğer demagoji yerine bilim yapmak istiyorlarsa, Özsoy ve Helvacıoğlu’nun da kendi teorilerini kanıtlayacak fosil getirmeleri şarttır.


DİĞER BÖLÜMLER


DARWINİST ALDATMACALARDAN SADECE BİRİ: ENDOSİMBİYOZ
http://darwinistaldatmacalar-adnanoktar.blogspot.com/


HİÇBİR ORGANİZMA BİR DİĞERİNİN "ATASI" DEĞİLDİR
http://evrimselbagyoktur-adnanoktar.blogspot.com/


"ARA FOSİL VAR" ALDATMACASINA DİKKAT
http://arafosilvar-aldatmacasi-adnanoktar.blogspot.com/


MUTASYONLARA BEL BAĞLAYAN DARWINİST ZİHNİYET, GELECEK NESİLLERİN EGLENCESİ OLACAKTIR
http://mutasyonaldatmacasi-adnanoktar.blogspot.com/


CANLILIĞIN ORTAYA ÇIKIŞI HAKKINDA DARWINİST YANILGILAR
http://canliliknasilolustu-adnanoktar.blogspot.com/


"MAYMUNDAN GELMEDİK, ORTAK ATAMIZ VAR" ALDATMACASI HALEN DEVAM EDİYOR
http://ortakataaldatmacasi-adnanoktar.blogspot.com/


HALKA 'BİLİM ADAMI' DİYE TANITILAN CHARLES DARWIN'İN GERÇEK YÜZÜ
http://charlesdarwingercegi-adnanoktar.blogspot.com/


ERGİ DENİZ ÖZSOY'A KAMBRİYEN PATLAMASI HAKKINDA KISA BİR BİLGİ
http://kambriyenpatlamasi-adnanoktar.blogspot.com/


DARWINİZM = ATEİZM GERÇEĞİNİ ENDER HELVACIOĞLU İTİRAF EDİYOR
http://darwinizm-ateizmgercegi-adnanoktar.blogspot.com/


DARWINİSTLERİN TESADÜF İDDİALARINDAN DUYDUKLARI BÜYÜK UTANÇ
http://tesadufiddiasinacevap-adnanoktar.blogspot.com/


EVRİM BİR TEORİ DEĞİL, YÜZYILIN EN BÜYÜK KİTLE ALDATMACASIDIR
http://evrim-kitlealdatmacasi.blogspot.com/


DARWINİSTLERİN ŞUURLU DAKTİLO ALDATMACASI
http://daktiloaldatmacasinacevap-adnanoktar.blogspot.com/


DARWİNİSTLERİN ARA FOSİL İLE İLGİLİ ÇARPITMALARINA CEVAPLAR
http://arafosiliddiasina-cevap-adnanoktar.blogspot.com/


VİRÜSLER EVRİM GEÇİRMEZ, SAHTE EVRİMİN KANITI DEĞİLDİRLER
http://viruslerevrimgecirmez-adnanoktar.blogspot.com/

Dünya Hayatını Korku İçinde Yaşayan İnkarcıların, Allah’a ve Müslümanlara Karşı Mücadeleye Güç Bulabilmeleri Bir Mucizedir

Yukarıda açıkladığımız Yunus Suresi 21. ayette de görülebileceği gibi, kendilerine nimet verilen inkarcılar hemen Allah’ın ayetlerine yönelik bir düzen kurmak, Müslümanları kendilerince güçten düşürmek için çaba gösterme peşine düşmektedirler. Diğer ayetlerde de görülebileceği gibi bu inkarcılar Hakka karşı büyük ve geniş çaplı bir mücadele içine girerler. Amaçladıkları gibi zevkleri peşinde koşacakları yerde, ayette “Gerçek şu ki, inkar edenler, (insanları) Allah'ın yolundan engellemek için mallarını harcarlar; bundan böyle de harcayacaklar” şeklinde bildirildiği gibi, bütün maddi ve manevi olanaklarını Müslümanlara karşı kullanırlar. (Enfal Suresi, 36) Kendi akıllarınca Müslümanları yenilgiye uğratabilmek, Kuran ahlakının yeryüzüne hakim olmasını engelleyebilmek için en değer verdikleri dünyevi metalarını, mallarını, imkanlarını harcamaktan çekinmezler. Tek sahip olduklarının dünya hayatı olduğunu zannetmelerine rağmen sahip oldukları bütün vakitlerini Müslümanlara tuzak kurmak, onlara karşı entrika çevirmek için kullanmakta sakınca görmezler. Bütün enerjilerini, Müslümanlara karşı kötülük tasarlamakla geçirebilirler. İşte bu, gerçekten büyük bir mucizedir.

Kuran ahlakına karşı mücadele eden bir insanın tüm bunlara gücünün yetmemesi gerekir. Yaşadığı bu sınırlı hayatta, bir gün mutlaka yok olacağı endişesi ile hiçbir zaman rahat olamaması gerekir. Sürekli içinde bu huzursuzluğu yaşadığı için Müslümanlara yönelik bir karşı çabaya girişememesi gerekir. İmansız olduğundan, ahirete inanmadığından, Allah’a dayanıp güvenmediğinden ve bunların sonucunda sürekli korku ve tedirginlik içinde yaşadığından bu kişiden kendi canını kendince değerli görmesi beklenir. Dolayısıyla ölümden de şiddetle korkması beklenir. Elindeki yegane dünyevi değerlerini, parasını ve diğer imkanlarını Müslümanları güçsüz kılmaya çalışmak için harcamaması, entrika çevirmeye vakit ayıramaması, böylesine bir işe takat getirememesi gerekir. Böyle bir insandan beklenen zihnini uyuşturup kendince eğlenceye dalması, kalan vaktini kendini dünyevi zevklerle oyalayarak geçirmesidir. Fakat bunu yapamamaktadırlar.

Çünkü Allah onları Müslümanlarla mücadele etmeleri için özel olarak yaratmıştır. Bu onların kaderlerindeki görevidir. Bu insanların bütün korkularına rağmen tüm dünyevi imkanlarını Allah’a ve Allah taraftarlarına karşı mücadele için harcamaları, ölümden bu kadar dehşetle korkarken Müslümanları yok etmek uğruna onlara karşı mücadeleye girmeyi göze almaları, Allah’ın onları imtihanın bir gereği olarak, özel bir yaratılışla yarattığının çok açık delilidir. Ayette belirtildiği gibi, bu özel yaratılışın bir gereği olarak Müslümanlara düzen ve tuzak kurmak, bu insanlara süslü-çekici gösterilmiştir:

...Hayır, inkar edenlere kendi hileli-düzenleri süslü-çekici gösterilmiştir ve onlar (doğru) yoldan alıkonulmuşlardır. Allah, kimi saptırırsa, artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur. (Rad Suresi, 33)